ANNENİN SESİ , KOKUSU ve ANNELİK MÜHRÜ

ANNENİN SESİ , KOKUSU ve ANNELİK MÜHRÜ

ANNENİN SESİ , KOKUSU ve ANNELİK MÜHRÜ

Anne ile bebek arasında görünmez bir bağ var. Güçlü bir bağ… Fiziksel olarak zaten doğuma kadar tek bedende annesinin tüm sistemiyle desteklenmiş bu minik bebek, doğumla birlikte bireyselleşmeye başlar ve kendi kendine yetmeye çalışan küçük ürkek bir bireye dönüşür. En büyük destekçisi de yine annesidir.

Peki nasıl oluyor da fiziksel bağ kopmasına rağmen anne ile bebek arasındaki bu görünmez bağ bu kadar güçlü bir şekilde devam ediyor?

Aslında bunu anlamak için gebelik dönemine, bebeğin anne karnındaki sinir sisteminin gelişim sürecine dönmemiz gerekir.

Bebek son üç aylık gebelik dönemine girdiğinde artık annesinin sesini ayırt edebilecek zihinsel olgunluğa ulaşır.

Annesinin özellikle sevgi dolu melodik sesi ile sakinleşir, stres hormonları azalır, aşk sevgi hormonu artar. Bebeğin öncelikle duygusal sağ beyni gelişir ve annesinin sözlerini anlamlandıramasa da onun sesini tanır, onun sesiyle kendini daha güvende hisseder.

Prematür bebeklere anne sesleri dinletildiğinde beslenme becerilerinin arttığı, stres hormonlarının azaldığı ve yoğun bakımda kalış süreleri belirgin oranda kısaldığı görülmüştür.

Annenin sesi, bebeğin beyninde ses ve yüz tanıma, konuşma, duygusal tepkiler ve ödül merkezlerini uyarır. Annesinin sesi bebek için güven duygusu, mutluluk, huzur ve sevginin sembolüdür. Annenin sevgi dolu iletişim dili , söylediği ninniler bebeğinin beyninde  öyle güçlü bir etki bırakır ki , adeta tüm yaşamını etkileyecek psikolojik ve sosyolojik gelişimine imzasını atar, mühürünü vurur. Bu dönemde ilk bilinçaltı kayıtları tutulmaya başlar, hayatı boyunca kullanacağı ilk refleks psikolojik tepkiler de yavaş yavaş şekillenir.

Uyumlu sevgi dolu müzikal anne sesi ile bebek enerjetik anlamda da son derece pozitif bir frekansa uyumlanır. Anne ve bebeğin enerji alanı, aurası ortaktır.( http://lotusgebe.com/2017/03/enerjiyle-beslenen-bebekler/ ) Henüz anne karnında görmediği bilmediği dış dünya ile ilk işitsel , duygusal  alışverişi öncellikle bu şefkatli anne sesi, ninniler ve daha sonrasında yakın çevredeki babası ve diğer bireylerdir. Bu olumlu ortak duygu , enerji alanı hem anneyi, hemde bebeği sarıp sarmalar, her ikisine  de mutluluk özgüven sağlar.. Bu özgüvenle mayalanan yenidoğan psikolojisi, bebeğin hayata da güvenle bakmasına sebep olur, kabul gördüğünü , onaylandığını hisseder. hayat onun için yaşanılası bir yerdir. İçindeki sevgi ve güven tohumları ile her şeyin üstesinden gelebilir. Annesine daha gebelikten itibaren güvenli bağlanmıştır.. Doğum sonrası da bu güvenli bağlanma devam ettiği sürece güvenli de ayrışır ve bireyselleşir. Ayaklarının üzerinde sağlam durur.

Anne karnındaki ilk kayıtlarını tuttuktan sonra doğum sonu ilk tentene temas ile annesiyle bebeği farklı bir boyutta buluşur. Önceleri annesini pek görsel olarak algılayamaz ama onu ”kokusundan” tanımaktadır. Annelerin gebelik esnasında feromonlardan farklı olarak koltuk altı bezlerinden 5 ayrı kişisel koku molekülü ürettiği gösterilmiştir. Feromonlar toplumsal ve cinsel davranışlar  oluşturan türe özgü kokulardır. Oysa burada bahsedilen moleküller her annenin kendine özgü kimlik molekülleridir.

Anne karnında var olduğu ve gelişim sürecinde köreldiği düşünülen ”Veramozal aksesuar koku sistemi” ile bebeğin bu tip özel kokuları algıladığı ve annesini kişisel olarak tanıdığı düşünülmektedir. Bu sebepledir ki doğduğu zaman anne göğsüne yatırılan bebek kimin göğsünde olduğunu bilir. Anne karnındaki bağ annenin göğsünde kesintisiz devam eder. Meme başından salınan özel moleküller ile de meme başını bulması ve emmesine imkan sağlar..

Koku çok özel bir duyudur. Beyinde duygusal ve dürtüsel merkezlere filtrelenmeden direkt olarak iletilen tek duyudur. Koku ile davranış ve duygular arasındaki güçlü bağlantı bu şekilde açıklanabilir.. Özellikle hayatın erken yıllarındaki kokular, anılar ve bilinçaltı kayıtları oluşturur. Üst beyin fonksiyonlarının gelişmesiyle kokunun iletişimdeki önemi azalsa da bilinçaltındaki etkileri ileri ki yıllarda hayatımızda önemli rol oynamaya devam eder.

Sözün özü anne karnında başlayan ve doğduktan sonrada devam eden anne ve bebek arasındaki bu özel ve şifreli iletişimi korumak ve desteklemek bebeğin fiziksel ve psikolojik gelişimi açısından çok önemlidir. Doğduğunda diğer memelilerin aksine, beyin fonksiyonlarının henüz daha %25’i gelişmiş olan bebeğimiz, bu gelişimini tamamlamak için annesine şiddetle ihtiyaç duyar. Hamilelik döneminden itibaren bebeğiyle iletişime geçen anne figürü, vajinal doğumda salınan aşk hormonları, tentene temasla bireysel yaşama yumuşak ve güvenli geçiş,  istendiğinde anneyle ve anne memesiyle buluşma ile sağlanan temel güven duygusu, anne aurasının koruyucu kalkanı bu gelişimin her yönden sağlıkla tamamlanması için gereklidir.

Bebeklerimizle hamilelikten itibaren sevgimizi katarak bol bol konuşalım, ninniler söyleyelim, özellikle doğumdan sonraki ilk üç ay daha önemli olmak üzere her istediklerinde kucağımıza alalım, her meme istediklerinde verelim. İlk bir ay bebeklerimizi yaklaşık 80 cm lik aura kalkanımız içinde tutalım. Unutmayalım bebekler sadece karın doyurmak süt içmek için emmez. Emmek onlar için anneyle iletişime geçmektir, sakinleşmektir, terapidir. Bebeğin annesine her istediğinde ulaşmak en temel ihtiyacı ve hakkıdır. Onların bu hakkına saygı duyalım.

Unutmayalım bebeklerin öğrendiği ilk iletişim dili SEVGİnin dilidir ve ilk öğretmeleri de ANNEleridir.

Sevgi ile …

https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC2717541/#!po=36.4865

Yazan: Op. Dr. İnci Çavuşoğlu

1 Comment

  1. M. Büyük dedi ki:

    Güzel bir yazıydı. Teşekkürler…

Bir Cevap Yazın