OMEGA-3 , BALIK YAĞI VE GEBELİK

OMEGA-3 , BALIK YAĞI VE GEBELİK

Omega-3 yağ asitleri essansiyel aminoasitlerdir,diğer yağ asitlerinin aksine vücutta üretilmez ve diyetle düzenli alınmaları gerekmektedir. Oksijen taşınması, enerji depolanması, hücre duvarı fonksiyonlarında önemli rol oynar,hücre çoğalmasını ve enfeksiyon cevabını düzenlerler.En aktif biyolojik formu özellikle deniz ürünleri ve alglerden elde edilen DHA (docosahexanoic acid) ve EPA (eicosapentaenoic acid) dır. DHA beyinde ve retinadaki en önemli yapısal yağdır. EPA , DHA nın plasentadan geçişi ve hücreye girişinden sorumludur. Omega-3 yağ asitlerinin gebelikte yeterli tüketilmesi ,beyin ve retinanın yapı taşı olduğu düşünülürse oldukça önemlidir. Fetal beyin gelişimi gebeliğin ikinci yarısında hızlanır ve doğum sonrası ilk bir yıl içinde aynı hızda devam eder.  Hayvan deneyleri omega-3’ün yetersiz alımının, doğum sonu tedavilerle geri döndürülemeyen görme ve davranış bozukluklarına sebep olduğunu göstermiştir. Erken doğum ve doğum sonu depresyonunun önlenmesi için de gereklidir. Bu sebeplerle omega-3 yağ asitleri gebelikte düzenli olarak alınmalıdır. Gebenin en önemli omega-3 kaynağı olarak diyetinde haftalık 1-2 porsiyon balık tüketmesi FDA (Food Drug Administration) tarafından önerilmektedir. Buda yaklaşık 200 mg DHA ya tekabül eder.Bitkisel kaynaklar ( ceviz, fındık, susam, semizotu, keten tohumu gibi) öncül maddeler taşırlar ki, bunların vücutta biyoyararlanım için EPA ve DHA ya dönüştürülmesi gerekmektedir. Aynı zamanda omega-3 ihtiyacını ceviz gibi yüksek kalorili bitkisel kaynaklardan karşılamaya çalışmak kilo problemlerini de beraberinde getirebilir. Dolayısıyla hayvansal kaynaklar daha ön plandadır.Doğal otlaklarda otlanan inek, koyun eti ve sütü, doğal ortamda yetişen kümes hayvanlarının eti ve yumurtası diğer hayvansal kaynaklardır. Günde 1 doğal yumurta tüketilmesi omega-3 ihtiyacını önemli ölçüde karşılar.. Ancak günümüzde bu hayvanların daha çok yetiştirme çiftliklerinde yapay olarak beslendiği düşünüldüğünde diyetteki temel omega-3 kaynağı olarak balık eti ön plana çıkmaktadır.

Soğuk sularda yetişen balıklar omega-3 açısından zengindir. Ancak denizlerdeki kirlilik,  ağır metallerin, poliklor bifenil gibi toksinlerin balıketinde birikimine sebep olmaktadır. Bu birikim kirli iç denizlerde ve akarsularda fazladır..Balık diğer balıkları yiyerek besleniyorsa, dipte yaşıyorsa ve ömrü uzunsa birikim daha da artar. Kılıç balığı, köpek balığı vs. tüketilmesi önerilmez. Konserve ton balığı sınırlı miktarda tüketilmeli,ana kaynak olmamalıdır. Somon soğuk denizlerde yaşayan yağlı bir balıktır ve sağlıklı bir omega-3 kaynağıdır. Hamsi, sardalya, istavrit gibi küçük balıklarla palamut ,lüfer,levrek,çupra gibi balıklar tüketilebilir. Izgara yada buğulama olarak tüketilmesi önerilir. Kızartma tavsiye edilmez, İlla yapılacaksa zeytinyağı kullanılmalıdır. Çünkü zeytinyağı omega-3 ve omega-6 dengesini bozmaz. Ayçiçek, mısırözü yağı gibi yağlarda bulunan bir diğer yağ asidi olan omega-6 yağ asitleri, omega-3 ile yarışa girerek onların emilimini ve aktivitesini bozar. Maksimum yarar için omega -6 dan fakir saf omega-3 kaynakları tercih edilmelidir. Omega -3 içeren bitkisel yağlar keten tohumu,kanola ve soya yağıdır.

Deniz ürünlerinin organik civa ve daha başka birçok zararlı toxin içerme ihtimaline karşı FDA haftalık balık tüketiminin 2 porsiyonla sınırlanmasını önermiştir. Balık tüketmeyen yada sevmeyen gebelerde alternatif olarak omega-3 ihtiyacı balık yağı kapsüllerinden karşılanabilir . Balık yağı kapsüllerinin civa toksisite riski yoktur ve ihtiyacı etkin şekilde karşılar. Gebelikte kullanılan balık yağı kapsüllerinin balığın karaciğerinden değil, gövdesinden elde edilmesi ve en az 300 mg DHA içermesi önemlidir. Çünkü balık karaciğerinde yüksek oranda bulunan vitamin A gelişmekte olan bebek için risk oluşturur.

Vejeteryanlar için su alglerinden üretilen DHA preparatlarda tercih edilebilir.

Son yıllarda krill denilen bir çeşit karidesten ve ringa balığı havyarından elde edilen fosfolipid formunda omega-3 yağ asitleri yeni ve güçlü bir seçenektir. Rafine yağlarla azalmış fosfolipid alınımının da bu yolla arttırılabileceği düşünülmektedir.Havyarda bulunan ‘kolin’in  beyin ve karaciğer sağlığı için önemi düşünüldüğünde ek bir avantaj getirmektedir

KISA KISA OMEGA-3

-bilimsel çalışmalar omega-3 yağ asitlerinin gebelikte ve emzirme döneminde, diyetle yada balıkyağı hapı olarak tüketilmesinin bebeğin nörolojik gelişimini iyileştirdiğini göstermektedir. Problem çözme, dil becerisi gibi birçok bilişsel ve gelişimsel parametrenin istatistiki olarak anlamlı seviyede arttığı gözlenmiştir.

-Omega-3 tüketimi yeterli olan yada destek ürün kullanan annelerin bebeklerinin daha az besin alerjisi ve egzemaya yakalandığı bilinmektedir

-erken doğum riskini azaltmada yada gebelik süresini arttırmada etkisi ile ilgili yayınlar vardır ancak henüz yetersizdir

-koroner kalp hastalıkları, tip II diabet,hipertansiyon, romatizmal hastalıklarının önlenmesi ve tedavisinde potansiyel yararlı etkileri vardır

-epidemiyolojik çalışmalar balık ve dolayısıyla omega-3 ten fakir beslenen gebelerin daha fazla depresif bulgular gösterdiğini ortaya koymuştur.

 Kaynakça: Omega-3 Fatty Acid Supplementation During Pregnancy – NCBI

https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC3509649/#!po=23.3051

Yazan: Op. Dr. İnci Çavuşoğlu

– Daha Fazlası için: http://lotusgebe.com/2017/01/op-dr-inci-cavusoglu-omega-3-balikyagi-ve-gebelik/#sthash.oBhf04EY.dpuf

Bir Cevap Yazın