DUYGU BEDENİ HAFIZAMIZ – DUYGUSAL ZEKA (2)

DUYGU BEDENİ HAFIZAMIZ – DUYGUSAL ZEKA (2)

DUYGUSAL ZEKA
Çok yeni ve üzerinde tam da uzlaşılamamış bir kavram olmasına rağmen DUYGUSAL ZEKA yı insanın kendisine ve başkasına ait duyguları anlama sezinleme yönetme ve yönlendirme becerisi olarak tanımlayabiliriz ki bazılarımız için doğumsal bir yetenek iken çoğumuz için sonradan geliştirilebilen bir beceridir. Yukarıda anlattığımız his-duygu farkındalığı ve enerjiyi yönetebilme kabiliyeti geliştirilebilir ve iyileştirilebilir. Sonuç ise OLGUN -BİLGE insan.Her türlü stresini ( bizim en sık gördüğümüz doğum annelik stresi gibi) olgunlukla değerlendiren beden his haritasını çıkarıp , herkesin yapabileceği basit nefes EFT gibi yöntemlerle enerji akışını sağlıklı tutabilen , uzun vadede yoga , meditasyon gibi yöntemlerle genel enerji akışını dengeleyen ve koruyucu önlem alan akıllı ,olgun , bilge insan.. İçinden çıkamadığı durumlarda bir terapistten destek alabilme farkında ve kararlığında duygusal zeki insan…
Araştırmalar göstermiş ki iş görüşmelerinde işe alınma aşamasında IQ seviyesi önemliyken, iş başarısı ve devamlılığında EQ (duygusal zeka ) çok daha önemli. Çünkü kendi duygulanımının ve ekip içindeki duygusal dinamiklerin farkında ve yönetebilme becerisinde olan bir çalışanın başarısı ve yükselişi kaçınılmazdır.
Şimdi aklımıza şöyle bir soru gelebilir. Duygu-his için bireysel olumlu enerjiler diyoruz, ama duygusal zekanın bileşenlerinden biri de kişiler arası pozitif iletişim ve dengedir. Enerji burada nasıl çalışır ? Kişiler arası enerji değişimi nasıl olur? Biraz da bu konuya açıklık getirelim.
Diğer insanlarla kurduğumuz her türlü ilişkide aramızda enerji bağları oluştururuz.Bu görünmez bağlarla birbirimize enerji aktarmaya ve birbirimizden beslenmeye başlarız.Her insanın etrafında bulunan ve AURAmız dediğimiz enerji alanları kişiye özgüdür. Kişinin duygu düşünce inanç ve yaşantısıyla şekillenir ve kişiler arası iletişim başladığında  köprüler oluşur.Duygu düşünce sevinç huzursuzluk  karşılıklı akmaya ve birbirine karışmaya başlar. Birbirlerine olumlu duygu, sevgi hisseden kişiler birbirlerinin enerji alanını besler büyütür. Buna ‘’Yatay Beslenme ‘’ diyoruz. Onaylanma ihtiyacımızı gidermesi, değersizlik inancını yok etmesi açısından önemlidir.Ancak iç dengesini sağlayamamış bireylerde bağımlılık riski taşır. Sevgiyi alan birey zaman içinde karşıdaki kişiye ve sevgisine bağımlılık geliştirebilir. Sevgiyi alamadığı zaman paylaşılan enerjide dengesizlik oluşur ve mutsuz olan tarafın yaşam enerjisi diğer tarafa akar . Enerjisi azalan mutsuz taraf yaşamdan zevk alamaz hale gelir, sebepsiz iç sıkıntıları ve toleransta azalma olur. Üçüncü kişilerden sevgi ve ilgi ihtiyacını karşılamaya çalışır.Yatay beslenmenin çıkmazı budur. Denge bozulursa bir taraf aşağıya çekilir. Kimi zamanda bilinçli ya da bilinçsiz olarak karşısındakinin yaşam enerjisini çalan insanlar vardır.Çoğunlukla kendini iyi hissetmek için karşısındakinin hislerini umursamazlar, karşı tarafı aşağılayan, alay eden, kötü davranan kişilerdir bunlar. Olumsuz hisler yaşatırken karşı tarafın yaşam  enerjisini emerler. Enerji dengemizi bu kadar dışa bağımlı kılarsak bu tip kişilerden etkilenmemek mümkün olmaz. Dolayısıyla enerji bedenimizin kumandası her zaman bizim elimizde olmalıdır. Her insan kendini bir şekilde özgürce ifade edebilmeli ve bunu yaparken ruhsal doyumun temelini öz kaynaklarıyla atmalıdır. Hepimizin keşfedilmeyi bekleyen sayısız yeteneği mutlaka vardır. Hobilerimiz kendimizi ifade edebildiğimiz, mutluluğu ve doyumu yakalayabildiğimiz, kendi enerjimizi kendimiz besleyebildiğimiz en güzel çıkış noktalarımızdır. ‘’Dikey Beslenme’’ tercih değil esas olmalıdır. Öz kaynaklar verimli kullanılmalı , başkalarının enerjimizi çalmasına ya da bağımlılık oluşturmasına izin verilmemelidir. Hem sorun ve hem de çözümün bizde olduğu unutulmamalı, bireysel gücümüzün farkındalığı ile süreç akıllıca yönetilmelidir.
Duygusal okuryazarlık kendi duygularını ve başkalarının duygularını okuyabilme yetisidir. Okuyalım ki duygularımızı yönetebilelim onlarla yüzleşebilelim, bize zarar veren enerjimizi olumsuz etkileyen kişilerin farkında olalım ve mesafemizi koruyabilelim. İç dinamiklerimizi duygusal ve fiziksel anlamda sağlıklı tutabilelim. Terslikleri fark edip olumsuz enerjileri bertaraf edebilelim. Duygusal kültürümüzü arttıralım , arttırdıkça daha mutlu huzurlu bireyler ve toplumlar olalım. Duygusal dengemizi buldukça toplumsal kolektif enerjimiz ve sağlığımızın da olumlu etkilenmesi kaçınılmaz. Öyleyse bugünden yarına bu bilinç ve niyette olalım.
Sağlıcakla…
Yazan
Op. Dr. İnci Çavuşoğlu

Bir Cevap Yazın