DOĞUMDAN BENİM ANLADIĞIM…

DOĞUMDAN BENİM ANLADIĞIM…

DOĞUMDAN BENİM ANLADIĞIM…
Her şeyde olduğu gibi ben doğal doğum konusunda da aktivist olmak yerine mantık ve realiteden sapmadan sağduyulu davranmaktan yanayım. Gebelik,doğum ve erken annelik dönemlerinin bir bayanın hayatındaki en hassas dönemler olduğu tartışma götürmez bir gerçektir Bir bebek doğarken aynı zamanda bir anne ve bir baba da doğar. Dolayısıyla aile içinde herkes için geçiş dönemi olan bu süreçte hem fiziksel ve hemde ruhsal sağlık esas olmalıdır .
Doğal doğuracağız derken tıbbi yardımı risk alarak reddetmek kabul edilemez.
Gebe eğitim sınıflarının son derece yararlı olduğunu , gebenin ,gebelik doğum ve annelikle ilgili teorik bilgiyi almasının doğuma karşı korkularını azalttığını biliyoruz. Doğumun aslında gerçekten doğal bir olay olduğu , tüm memeliler gibi bizim bedenimizin de doğuma programlandığını bilmek doğum ve annelik motivasyonunu arttırır. Memeli bedeni ve memeli beyni farkındalığı, sağ sol beyin çalışma prensipleri, bakış açısının değiştirilmesi , bireysel gevşeme, nefes teknikleri ile beden ve anksiete kontrolü pek ala sağlanabilir. Doğum pozisyonları, hareket serbestisitesi, masaj, sıcak kompresler, akupresyon, TENS, birebir destek doğumu kolaylaştıran ve süreci rahatlatan uygulamalardır. Babaların aktif olarak doğuma katılımları annenin gücünü ve motivasyonunu arttırır, Babaya biçilen klasik bez,süt ve ihtiyaç tedarikçiliği rolü babanın kendini dışlanmış,annenin kendini yalnız hissetmesine sebep olur. Ancak eğitimli anne baba modelinde baba annenin doğumda ve sonrasında en büyük destekçisidir. Bebek onların ortak kıymetlisidir,hemde en kıymetlisi.. Babanın vereceği destek ve oluşan ortak pozitif enerji alanı anneyi babayı ve hatta bebeği hem duygusal ve hemde hormonal olarak besler.Güvenli bağlanma oluşur ,baba da bu güven çemberin içine alınır  ki çekirdek aile birbirine oksitosin tutkalıyla yapışır. Bebek bu güvenli ortamda dünyaya gözlerini açar , bu onun ileriki psikolojik ve sosyal gelişimi,hayata bakışı açısından çok önemlidir
Tüm bunları yaparken anne ve bebek iyilik halini optimal düzeyde takip edebilecek bir ortam ve tetkik imkan ihmal edilmemelidir.
Ev doğumu konseptinin özellikle tıbbi yardıma ilk 10 dk içinde ulaşma imkanının mümkün olmadığı ülkemizde hala çok ütopik olduğunu düşünüyorum. Yapabileceğimiz en uygun düzenleme ev konforunda doğum merkezleri kurgulamak ve gebenin kendini rahat , konforlu ve güvende hissetmesini sağlamaktır. Zorunlu haller dışında doğumun doğal gidişatına , zamana ve mahremiyete saygılı olunmalıdır. Ama annenin ve bebeğin belli aralıklarla kontrolü, kalp atışlarının takibi doğumun sağlıklı gidişinin değerlendirilmesi açısından önemlidir. NST takibini, damar yolunu, epizyotomi açılmasını tamamen reddetmek ve  doğum esnasında  sağlık personeli ile karşı karşıya gelmenin anneye ve bebeğe farklı bir stres yüklediğini düşünüyorum. Rutin epizyotomi zaten artık önerilen bir şey değildir. Ancak gerektiğinde kısıtlı epizyotomi uygulanır. Doğum korkusunu azaltmaya çalışırken yerine sağlık ekibiyle yaşanan stresi koyarsak bebek açısından bakıldığında sonuç aynıdır, yine stres hormonları , yine negatif enerji alanı , olumsuz doğum deneyimi ve olumsuz nörobiyolojik mühürler… Sorular sorunlar çözümler doğum salonuna gelene kadar ekip içinde çok önceden çözümlenmeli ve o salona girildiğinde artık ortamda huzur , sağduyu ve karşılıklı güven hakim olmalıdır. Gebe, hekiminin kendisi için en doğru kararı vereceğini bilmeli ve doğumu esnasında artık sol beynin düşünen yargılayan ve hüküm veren beta modundan uzaklaşmalı ve kendini doğumun normal akışına bırakmalı , oksitosin endorhin döngüsünün aktif şekilde çalışmasına izin vermelidir. Kendiliğinden başlamış, doğal gebelik hormonları ile devam eden sürece saygılı olmak konusunda ekip kararlılığı ve güveni çok önceden sağlanmalıdır.
Uzun lafın kısası , doğuma hazırlık aşamasında sağ ve sol beyin birlikte hareket edip araştırıp,öğrenip pratik yaparken doğum eylemi esnasında sağ beyin ve daha alt beyin merkezleri kısaca daha ilkel memeli beynimiz işlevsel olmalıdır. Düşünerek doğuma hazırlanılır ama düşünerek doğurulmaz…
Yazan
Op. Dr. İnci Çavuşoğlu

Bir Cevap Yazın