DOĞUMDA BEYNİMİZİ EN ETKİLİ ŞEKİLDE NASIL KULLANIRIZ ?

DOĞUMDA BEYNİMİZİ EN ETKİLİ ŞEKİLDE NASIL KULLANIRIZ ?

DOĞUMDA BEYNİMİZİ EN ETKİLİ ŞEKİLDE NASIL KULLANIRIZ ?

Tüm diğer memelilerle ortak evrimsel becerimiz doğurmak. Sürüngenler gibi üremek için dış ortama duyarlı savunmasız yumurta üretmek yerine annenin tüm koruyucu destekleyici özelliklerini optimal düzeyde kullanan bir gebelik mekanizması evrilmiş. Bebeği doğum anına dek en üst düzeyde koruyan kollayan besleyen gebelik süreci zamanı geldiğinde yavrunun dış ortama kusursuzca bırakıldığı doğum ile de taçlandırılmış.
Süreçlere baktığımızda tüm memelilerde ortak işleyen bir sistem gebelik ve doğum…
Yine biraz teorik bilgi verelim:
Beynimiz evrimsel basamaklar dikkate alındığında üç ayrı bölümde incelenebilir;
  -SÜRÜNGEN BEYNİMİZ
  -MEMELİ BEYNİMİZ
  -NEOKORTEKS-GÖRSEL BEYİN
 SÜRÜNGEN BEYNİMİZ:
Alt evrim basamaklarındaki sürüngenlerle ortaktır ve  beynimizin arka alt kısmındadır ve yeme içme barınma gibi hayatta kalma fonksiyonları ile ilgilenir. Düşünmez öğrenmez , değişmez,bir şey ya iyidir ya kötü , tehlike varsa kaçılır, tehlike yoksa durulur, sabittir değişikliklere uyum sağlayamaz, sadece güvence ister, duygu yoktur. Alışkanlıklar oluşturur. Otomatik rutin eylemlerden sorumludur, günlük yaşantımızda yaptığımız çoğu şeyi düşünmeden sürüngen beynimizle yaparız. Bilinçaltımızın gerçek patronu işte bu en ilkel korumacıl sürüngen beynimizdir. Sahibinin çıkarlarını korumaya programlanmıştır. (Beynimizin bu bölümünü fazla besleyip şımarttığımızda hayatımızdaki hiç bir atılımı yapacak güç ve enerjiyi kendimizde bulamayız. Aman dikkat!)
 MEMELİ BEYNİMİZ-DUYGUSAL BEYNİMİZ:
Memelilerle ortak olan beyin bölgemizdir. Bu bölümde tamamen duygular hakimdir. Sevgi aşk,acı… Kararlarda duygusaldır. Gelecek yoktur sadece o AN vardır. Anı yaşar, anda kalır,plan yapamaz, projeleri yoktur. Sadece hisseder ve yaşar . Doğumda aktif olan beyin bölgemiz de bu bölgedir.
 NEOKORTEKS:
İnsanı insan yapan sadece insanda bulunan düşünen,hayal kuran,sorgulayan,yazan ,okuyan ,problem çözen ,mantık yürüten akıllı tarafımızdır. İki yarım küreden oluşur. Sol beyin; analitik, çözümleyen, rasyonel (akılcı), sistematik olarak sonuca odaklı, sayısal, ilişkiler kurup yargı oluşturan sözel tarafımızdır. Planlı programlıdır. Matematik ,harfler kelimeler gramer sol beynin işidir.Sağ beyin sezgiseldir, zamansızdır, ilişkiler kurar ve parçaları bir araya getirir , anlatım dili semboliktir,akılcı değildir, bütünseldir ve çıkarımlarda bulunur, sebep süreç ilişkilerine takılmaz hisseder.Parçanın bütününü görür. Programsızdır,rastlantısal çalışır. Cümlenin ana temasına ve anlamına bakar. Grafik şema resim bilgileri daha rahat hatırlamalarını sağlar. Duygusal hatıraları hatırlamakta zorlanmaz.
Bu üç beyin bölgesi birbiriyle etkileşim halindedir. Bu bölümlerin her birine ihtiyacımız vardır ve ruhsal ve zihinsel sağlık için dengeli ve düzenli çalışmaları esastır. Sürüngen beynimizin net tutucu tarafına da , memeli beynimizin duygusallığına da, görsel beynimizin mantığına da ihtiyacımız vardır. Sistem bir bütün halinde dengeli ve düzenli çalışmalıdır.
Doğumdaki beyinsel fonksiyonlarımıza gelince , memelilerle ortak olan duygusal beynimiz başroldedir. Doğum esnasında aktif olan oxytosin endorfin gibi nöromediatörler buradan salınır ve sistematik etki gösterir. Doğum sürecinin takibinde bu mekanizmayı azami derecede çalıştırmak esas olmalıdır. Memeli beyninin dili tüm memelilerde ve insanda aynıdır. Neokorteksi uyaracak yüksek ses,ışık ,gereksiz sözel iletişimden hoşlanmaz , mahremiyeti sever. Cinselliği yaşadığı mahrem romantik ortamlar doğum için de idealdir. Çünkü her ikisinde de aynı hormonlar aktiftir.Doğumda annenin duyguları sezgileri içselliği ön plandadır. Plan yoktur, kural yoktur anda kalır. Zamana ve sürece teslim olur. Sol neokarteksin gereksiz uyarılması süreci tıkarken doğumun sağlıklı ilerlemesinde en büyük destekçi sağ beyindir. Sezgisel teslimiyetçi detaylara takılmadan bütünü gören duygusal korteks memeli beyniyle uyum içinde çalışır. İnsan olmanın doğum açısından birtakım dezavantajları olduğu gerçektir. Herhangi bir memeli içgüdüsel bir şekilde sessiz sakin karanlık doğum ortamını bularak doğumunu gerçekleştirirken, insanoğlu entellektüel memeli olarak sol beynin açmazlarına çoğu kez takılır.Olumsuz doğum hikayeleri, doğumla ilgili negatif mesaj içerikli filmler gibi bir çok faktör çoğu kez anne adaylarının bilinçaltını sorumsuzca kirletiyor. Gebede sürüngen beynin oluşturduğu refleks kaçınma davranışları, sürece teslim olamama ,sürekli sol beynin düşünen irdeleyen korku oluşturan analizleri ile tıkanmış fizyolojik süreçler… Sonuç tabi ki doğallığından sapmış doğum süreci işlevselliğini yitirmiş bir memeli beyni. O zaman çıkışımız ne olmalı, süreç en başarılı şekilde nasıl yürütülür, memeli beyni nasıl fonksiyone hale getirilebilir?
Zaten entellektüel memeliler olarak doğum sürecine bir sıfır yenik başlıyoruz. Evrim basamaklarında toplumsal olarak iyice dominant hale gelmiş sol beynimiz etraftan topladığı yalan yanlış doğum haberlerini bilinç altımıza depoluyor. Doğal memeli içgüdülerimize yabancılaşıyoruz. Sol beynimizin tutsaklığında düşünerek doğurmaya çalışıyoruz , kaç saat sürecek, ne zaman doğuracağım gibi… Ama bu soruları soran ve sürekli alert olan sol beyin bu sorulara cevap bulamamakla kalmıyor ürettiği stres hormonu adrenalin ile süreci iyice altüst ediyor . Sistem çorba oluyor. Beden doğurmaya çalışırken sol beyin ürettiği adrenalinle adeta doğurtmamaya çalışıyor. Saatler saatleri kovalıyor, eylem yavaşlıyor, sürece kendini teslim edememiş anne zorlanmaya, gerçek sancılar çekmeye ,bebek  sıkışmaya başlıyor… Sözün özü DÜŞÜNEREK DOĞUM OLMAZ… Analitik bilimsel sol beynimizi nasıl kullanacağımızı ve kontrol edeceğimizi iyi bilmemiz gerekir.
Sözün özü, DOĞUMA HAZIRLANIRKEN SOL BEYNİMİZLE BİLGİ TOPLAMALI DEPOLAMALI ,SÜRECİ HER ŞEYİYLE ÖĞRENMELİ…DOĞUM DALGALARI İLE BİRLİKTE DUYGUSAL BEYNİMİZLE ANDA KALMALI VE DOĞANIN AKIŞINA KENDİMİZİ BIRAKMALIYIZ.
Yazan
Op. Dr. İnci Çavuşoğlu

Bir Cevap Yazın