BABALIK DEPRESYONU

BABALIK DEPRESYONU 

”Baba olduğunu bebeğin ‘baba’ dediğinde anlarsın!!”… Daha baştan kodladık baba adaylarının beyinlerine… ”Sen baba olarak anne-bebek bileşeninin dışındasın. Git bez al, süt bitti, git süt al !!!” Babalara biçilir hep bu levazımatçı rolü. Çiçeği burnunda anne tecrübesiz, yorgun,uykusuz… Lohusalık hormonlarıyla zaten iyice deprese… Baba dışlanmış.. Bebek bağlanmaya, güvenle ve kesintisiz bağlanmaya muhtaç. Her şeye tek başına koşmaya çalışan anne yorgun ve yalnız. Çevreden yetişen aile büyüklerine göre de ‘yetersiz’.. İşte bebeğimize kavuştuğumuz o ilk günlerin genel profili…Herkesin mutsuz olduğu bir ortamda ters giden bir şeylerin olduğu kaçınılmaz bir gerçek. O zaman biz tabloyu yanlış okuyor olabilir miyiz??

Doğum sonu babalarda görülen depresi̇f bulguların sıklığı yüzde 25’leri̇ buluyor ve en sık doğum sonu ilk 2 ayda karşımıza çıkıyor. Annenin depresif şikayetleri ile çoğu kez birebir birliktelik ve benzerlik gösteriyor. Babalık Depresyonu hem çocuklarda ve hemde evlilik kurumunda uyumsuzluğu da beraberinde getiriyor. Değişen hormonlar sorumlu olabileceği gibi, babalığa yeterince hazır hissetmeme, anne-bebek bağlanmasının dışında ve dışlanmış hissetme, yetersiz sosyal destek babalarda depresif bulgulara yol açıyor. Eş desteği, eğitim, bebeğin bakımında alınacak roller, ücretli izin gibi politikalarla semptomlar önemli derecede azaltılabiliyor. 

Tanı kriterlerine gelince; henüz babalar için özelleşmemiştir ve klasik depresyon kriterleri uygulanmaktadır. Annelik hüznünün aksine babalık hüznü daha yavaş ve sinsidir, ilk ay içinde bulgular yavaş yavaş başlar ve doğum sonu ilk bir yılda tablo iyice oturur. Doğum sonu 6-12. haftalar değerlendirmenin en sağlıklı yapıldığı haftalardır. Erkekler duygularını genel olarak daha az yansıttıkları için Babalık Depresyonu tanısında daha düşük eşik değerlerinin kullanılması gerektiği düşünülmektedir. Başka bir toplum çalışmasında ebeveynlerden herhangi birinin ilk 2 ayda depresif şikayetler gösterme sıklığı yüzde 32.6-47 arasında değişmektedir. Annenin depresyonu ise babalık depresyonunu 2.5 kat arttırmaktadır. Obsesif alt yapısı olan babalarda özellikle bebeğe zarar verme ya da bebeğin başına kötü bir şey gelecek takıntıları anksiyete ve depresyonu tetiklemektedir. Anne ve babadaki ciddi duygu durum bozuklukları , yenidoğanın bilişsel ,duygusal (orbitofrontal korteks üzerinden) ve sosyal gelişimini, hatta yükselen kortizol değerleri ile fiziksel sağlık ve bağışıklık sistemini bile etkilemektedir. Yenidoğan ileri yaşlarda duygusal anlamda güvensiz ve dengesiz sosyal ilişkiler kurmaya adaydır. Son güncel bir yayında, depresyon geçiren babaların çocuklarında iletişim problemleri ve hiperaktiviteye daha sık rastlandığı bulunmuştur.

Babanın hormonal sistemine baktığımızda, gebeliğin son dönemi ve erken babalık dönemindeki düşük testesteron, düşük estrojen,düşük kortisol ve düşük prolaktin seviyeleri babalık hüznüne sebep olabilir. Son çalışmalar vazopresin hormonunun babalık davranışlarıyla ilişkili olabileceğini göstermiştir.

Ekolojik olarak baktığımızda ise doğumla birlikte değişen ve artan sorumluluklar babaya ek bir yük getirmektedir ve görece olarak 2 aya yayılan baba-bebek bağlanması babaların adaptasyonunu annelere göre zorlaştırmaktadır. Çiçeği burnunda baba, sağlıklı bir baba rol-modeli ile büyümemişse ki Türk toplumunda geleneksel olarak çocukla ilgilenmek annenin işi olarak kabul edilir, babalık rolü için önünde sağlıklı bir örnek yokluğunda kendini bilgisiz ve yetersiz hisseder. Duyguları değişkendir.Bazen taze baba  bebeğinin bir gülüşü ile ciddi pozitif geri beslenirken , bazende  kendini dışlanmış hisseder anne-bebek  diyaloğuna karşı kıskançlık bile geliştirebilir. Annesinin vaktini çokça aldığı için bebeğini bile kıskanabilir. Çiftler arasında azalmış duygusal ve cinsel paylaşım, artmış finansal yük , anneanne babaanne faktörleri hepsi biraraya geldiğinde tablo iyice derinleşir, iş veriminde de düşüşler gözlenebilir.

Peki çözüm nedir?  Çözüm etkin bilgilendirme , destek ve eğitimden geçer. Klasik anne odaklı doğum eğitimleri yerine babayı da içine alan kapsamlı eğitimler… Sadece doğum ve bebek bakımı ile sınırlı kalmayan anne ve baba adayının iletişimine ve paylaşımına olanak sağlayan , babaları gebelik , doğum ve bebek bakımı sürecinde halkanın içine alan politikalar her zaman için çiftlerin her ikisini de duygusal olarak besler, takım ruhu ve gücü oluşur . Doğum sonu babalar için ücretli ya da ücretsiz izinlerin de bebek-baba bağlanmasını artırdığı bilinmektedir.

SON SÖZ. Demek ki LOTUSGebe olarak çok doğru yoldayız. İlk günden beri babaları hep halkanın içinde tuttuk .Onları en iyi doğum koçu ve en iyi anne destekçisi olarak yetiştirdik . Çekirdek aileye odaklandık , ekip ruhu oluşturduk… Onlara kendilerine güvenmeyi öğrettik… Sonuçta onlara da pozi̇ti̇f doğum hi̇kayeleri̇ yazdik… Onlarin da pozitif babalık hi̇kayeleri̇ oldu.Her şeyi mutlu anneler mutlu babalar ve tabi ki mutlu bebekler, mutlu nesiller için yaptık ve yapmaya da devam edeceğiz…

Yazan
Op. Dr. İnci Çavuşoğlu

Bir Cevap Yazın